
Boşanma Davası Türleri
Boşanma davaları, anlaşmalı ve çekişmeli olmak üzere iki ayrı türdedir. Çekişmeli boşanma davaları için evlilik ile dava açma süresi arasında geçen zaman önemli olmasa da, anlaşmalı boşanma davasının açılabilmesi için evliliğin tam 1 yıllık süreyi doldurmuş olması şarttır.
Süre:
Dava süreci anlaşmalı boşanmalarda protokol ile tarafların beklentileri netleştirilmiş olduğu ve tek celsede sonuçlandığı için son derece hızlı ilerlemektedir. Bu noktada belirtmek gerekir ki anlaşmalı boşanma duruşmasında her iki tarafın da hazır bulunması gerekmektedir, aksi takdirde anlaşmalı olarak açılan boşanma davası, çekişmeli boşanma davasına dönüşecektir. Buna karşın çekişmeli boşanmalarda tarafların tanıkları, velayet ve nafaka beklentileri, kusur ispatı vb. hususlar uzun zaman aldığı için genellikle 10-12 aydan önce sonuçlanamamaktadır.
Aile İçi Şiddet Durumu:
Boşanma sürecinde karşı tarafın tehlike yaratması halinde; savcılık ve mahkeme eliyle uzaklaştırma kararı ve sair koruma tedbirleri alınabilmekte, mahkemeden tehlike altında olan şahsın güncel adresinin gizli tutulması talep edilebilmektedir.
Velayet:
Çocuk üzerindeki velayet hakkı mahkemece değerlendirilirken, çocuğun üstün yararı esas alınır. Genel olarak çocuğun 13 yaşına dek anne bakımı ve ilgisine ihtiyaç duyduğu kabul edilmekte olup, 13 yaş ve üzeri çocukların mahkemece dinlenmesi gerektiği kabul edilir. Mahkeme yine de çocuğun iradesiyle bağlı olmayıp çocuğun yaşını, cinsiyetini, ebeveynin çocukla olan ilişkisini, ebeveynin yaşam tarzını, ekonomik ve sosyal durumlarını da dikkate alarak bütünüyle bir karara varmaktadır.
Nafaka:
Uygun şartlar altında, eş için, dava aşamasında tedbir nafakası, dava sonrasında yoksulluk nafakası; ortak çocuk için ise yoksulluk nafakası talep edilmesi mümkündür.
Mal Paylaşımı Davası:
Mal paylaşımı davaları; katılma alacağı, katkı payı alacağı ve değer artış payı alacağı olmak üzere üç çeşit talep içermektedir.
Mal paylaşımı davası, boşanma kararının alınmasını takiben açılması gereken bir dava türü olup, boşanma davası ile birlikte açılamaz. Şayet mal paylaşımı davası, boşanma davası ile aynı zamanda fakat ayrı bir dava olarak açılmış ise; mahkeme, mal paylaşımı davası açısından boşanma davasında verilecek kararın kesinleşmesini bekletici mesele yapacaktır.
Bu davada, yasa değişikliği açısından 01.01.2002 tarihi öncesi edinilmiş mallar açısından mal kimin üzerine kayıtlı ise ona ait kabul edilmektedir. 01.01.2002 sonrasında kazanılan mallar açısından ise hukukumuzda “edinilmiş mallara katılma rejimi” temel alındığı için, malvarlığı yarı yarıya paylaştırılacaktır. Evlenme tarihinden önce edinilen mallar açısından bu tarih ayrımı önemli olmayıp, mal kimin üzerine ise ona ait kabul edilecektir.
Boşanma davaları hak kaybı yaratmamak adına stratejik ilerleme gerektiren davalar olup, özellikle mal paylaşımı hususu içerdiği istisnai durum ve ihtimallerden ötürü hukuki danışmanlık gerektirmektedir.
İlgili Kanun Maddeleri:
TMK md. 161 vd. , Koruma Tedbirleri İçin Bkz: 6284 Sayılı Yasa
Read More
Doktora ‘Benim paramla maaş alıyorsun’ diyen sanığa para cezası
Mehmet CANDAN/İZMİR, (DHA) –
İZMİR’de, hasta eşiyle ilgilenmediğini öne sürdüğü doktora, “Benim paramla maaş oluyorsun” diyen Y.K.’ye, hakkında açılan kamu davasında 304 gün hapis cezası verildi. 2 yılın altında olması nedeniyle hapis cezası, 6 bin 80 liralık adli para cezasına çevrildi. Y.K., karara itiraz etti; ancak üst mahkeme, bu itirazı reddetti.
Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Acil Servisi’nde 2016 yılında meydana gelen olayda, Y.K., rahatsızlanan eşi C.K.’yi hastaneye getirdi. Bir süre sonra eşiyle ilgilenilmediğini düşünen Y.K., acil serviste görevli doktor Kaan Ataman ile tartışmaya başladı. Tartışma sırasında Y.K., iddiaya göre, Ataman’a “Sen kimsin? Seni çok pis yaparım. Benim paramla maaş alıyorsun” dedi. Tartışma sonrasında sağlık çalışanlarına karşı şiddetin önlenmesine yönelik ‘beyaz kod’ uygulandı, doktor Ataman Y.K.’den şikayetçi oldu. Y.K. hakkında, ‘hakaret ve basit tehdit’ suçlamasıyla kamu davası açıldı.
İzmir 18’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasına sanık Y.K., şikayetçi olan doktor Kaan Ataman ve tarafların avukatları katıldı. Üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyen ve sadece serzenişte bulunduğunu öne süren Y.K., “Ben doktora hakaret etmedim, tehditte bulunmadım. Sadece bizim verdiğimiz vergilerle bize hizmet etmek zorundasınız, diye serzenişte bulundum. Beraatimi talep ediyorum” dedi.
Mahkeme heyeti, ‘tehdit’ suçundan delil yetersizliği dolayısıyla sanık Y.K.’nin beraatine karar verdi. Y.K., hakaret ettiği gerekçesiyle 304 gün hapis cezasına çarptırıldı. Cezanın 2 yılın altında olması nedeniyle 304 gün hapis cezası 6 bin 80 liralık adli para cezasına çevrildi.
Sanık Y.K., karara itiraz etti; ancak üst mahkeme, itirazını reddetti.
‘KARAR EMSAL NİTELİĞİNDEDİR’
Doktor Kaan Ataman’ın avukatı Gonca Karakaptan, mahkemenin verdiği kararın emsal niteliği taşıdığını belirterek, “Daha önce de karşılaştığımız olaylarda ‘Benim vergimle maaş alıyorsun, senin maaşını ben ödüyorum’ şeklindeki söylemler Yargıtay’a göre hakaret sayılmıyordu. Bu tarz olaylarda beraat kararı veriliyordu. Ancak bizim davamızda çıkan karar, emsal niteliğindedir. Artık kimse bu söylemlerde bulunup hakaret edemeyecek” dedi.